Back to @abdullahagar2's profile

Abdullah Ağar engagement report

@abdullahagar2 - 506K followers on X

Measured over 16 original posts from a 30-day window, last computed on October 19, 2026.

Engagement

Middle of its size range
Per follower
0.042%
of 506K followers
Per impression
0.868%
25K views on a typical post
Reach
4.84%
of its followers see a post
Typical post
213
interactions (median)
Saved
0.035%
8 bookmarks on a typical post
Posting rate
1.17/day
active 53% of days
Peak time
11:00 UTC
Friday

A typical post picks up 213 interactions against 506K followers, an engagement rate of 0.042%. Measured over 16 original posts, its engagement rate beats 56% of 20,444 tracked accounts of a similar size, which puts it in the middle of its size range rather than at either end. Posts are seen about 25K times each, and 0.868% of those impressions turn into an interaction. That is about 4.84% of the follower count, which is the gap between an audience on paper and an audience in a timeline. Posting runs at about 1.2 post a day over the last 30 days, with activity on roughly 53% of days. Most posts go out around 11:00 UTC, and Friday is the busiest day of the week. Of the 16 posts sampled, 44% carry an image or video, 6% are part of a thread and 50% link out. The account's strongest tracked post pulled 6.1K interactions, about 28x its own typical post.

Measured over 16 original posts from a 30-day window, last computed on October 19, 2026.

Compared with accounts its own size

Abdullah Ağar's engagement rate beats 56% of the tracked X accounts closest to it in follower count (20,444 accounts, accounts of similar size (decile 10 of 10)). A percentile is spread evenly by construction, so 50 really is the middle of that group and 90 really is its top tenth.

On engagement per impression rather than per follower it beats 44% of the same group. When those two numbers disagree, the gap is about how far its posts travel rather than how people react to them.

Where this sits in the catalog

At 0.042%, Abdullah Ağar sits above the 25th percentile of the 205,048 accounts in this comparison. That places it in the below the median band, which runs 0.024% to 0.143%.

p100.004%
p250.024%
p50 (median)0.143%
p750.678%
p902.55%
p9982.4%
Engagement rate as a share of followers, across the 205,048 accounts we have scanned enough to measure. The axis is logarithmic, because the top and bottom of this population are about 22,894 times apart and a linear axis would flatten everything below the median into a single point.
Show the percentile table
Engagement rate percentiles
PercentileEngagement rate
10th percentile0.004%
25th percentile0.024%
50th percentile0.143%
75th percentile0.678%
90th percentile2.55%
99th percentile82.4%

This ruler is the whole measured catalog, not a size-matched group: it shows where the raw rate falls across every account we can measure, all of which are large. For a like-for-like comparison, read the size-band percentile above instead. See how the bands are built

Posting timing

This account posts most often around 11:00 UTC, and Friday is its busiest day of the week. The bars below are the catalog-wide pattern, with this account's own busiest slot marked. They do not show how this account performs at each hour: we keep one aggregate per account, not one per hour, so that measurement does not exist in our data.

Engagement by hour posted, UTCTwenty-four bars, one per UTC hour. Each bar shows how posts published in that hour compare with their own authors' median engagement. Bars above the centre line ran higher than the median, bars below ran lower. A marker flags Busiest hour: 11:00 UTC.
0003060912151821
Above the authors' own mediansBelowScale: plus or minus 111%Busiest hour: 11:00 UTC
Show engagement by hour posted, utc as a table
Engagement by hour posted, UTC
Hour (UTC)Vs author medianPosts
00:00 UTC-1%89K
01:00 UTC-2%90K
02:00 UTC-3%88K
03:00 UTC-4%94K
04:00 UTC-5%76K
05:00 UTC-4%75K
06:00 UTC-5%86K
07:00 UTC-5%93K
08:00 UTC-4%108K
09:00 UTC-4%124K
10:00 UTC-3%129K
11:00 UTC-3%141K
12:00 UTC-3%154K
13:00 UTC-3%167K
14:00 UTC-4%173K
15:00 UTC-2%176K
16:00 UTC-3%171K
17:00 UTC-3%159K
18:00 UTC-2%149K
19:00 UTC-2%141K
20:00 UTC-1%131K
21:00 UTC0%116K
22:00 UTC-2%100K
23:00 UTC-1%90K
Engagement by day of weekSeven bars, one per weekday, Sunday first. Each bar shows how posts published on that day compare with their own authors' median engagement. Bars above the centre line ran higher than the median, bars below ran lower. A marker flags Busiest day: Friday.
SunMonTueWedThuFriSat
Above the authors' own mediansBelowScale: plus or minus 111%Busiest day: Friday
Show engagement by day of week as a table
Engagement by day of week
DayVs author medianPosts
Sunday+5%393K
Monday+1%483K
Tuesday-2%520K
Wednesday-3%472K
Thursday-2%430K
Friday-3%447K
Saturday+2%393K
See what moves engagement across the whole catalogWhat counts as a good engagement rate at this size

Formats this account uses

Its own posting mix on the left, and what each of those formats does across every account we track on the right. Only formats where the effect clears our publish test appear here, so an empty row is a format we could not measure rather than one that does nothing.

This account's posting mix compared with catalog-wide effects
FormatThis accountCatalog effect95% intervalAccounts behind it
Image or video44% of posts+111%+108% to +115%34K
Outbound link50% of posts-41%-42% to -40%32K
Typical length-+15%+14% to +16%32K
  • 44% of this account's sampled posts carry an image or video. Across the catalog, posts with an image or video run 111% above the same accounts' other posts.
  • 50% of its posts carry a link off X. Across the catalog, posts with an outbound link run 41% below the same accounts' other posts, so a large share of this account's output sits in the weakest bucket we measure.
  • Its average post runs 4287 characters, which falls in the over 280 characters band. Across the catalog, posts over 280 characters run 15% above the same accounts' other posts.

These are catalog-wide differences applied to this account's own posting mix, not a measurement of how each format performs for this account specifically. We keep one median per account, not one per format per account, so the second thing is not something this data can tell you.

Best tweets

  • Aug 11, 202628x their median

    Dün TBMM’de; Gerçek bir tespitle, asla uygulanamayacak bir yasaya “HAYIR” diyen… Eli kanlı terör örgütünden ve elebaşından medet ummayan, menfaat dilenmeyen… Gerçek Hakk’ı, Halk’ı ve Hak’kı temsil eden… Gerçek millet iradesini ve vicdanını… Adaleti, vefayı, acımızı, sağduyuyu, gerçeği ve gerçeğimizi temsil eden 87 milletvekilini saygıyla selamlıyorum. Tarih ve “Mahşerin Sahibi” kaydetti.

    4.9K70441934224K viewsView on X
  • Oct 30, 202423x their median

    İFTİRALARA CEVAP… Sanırım sizler de farkındasınız? Bir süredir yoğun bir saldırı altındayım. Görülen ve görülmeyen birtakım metotlarla beni yok etmeye, baskı altına almaya, itibarsızlaştırmaya, ayağımı kaydırmaya, şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. Ağzımdan çıkan sözleri kesip biçiyor, maniple ediyor, geçmişimi eşiyor, işlerine yarar bir malzeme bulup kullanmaya çalışıyor, ürettikleri güç, etki, nüfuz ve sızmayla devleti, siyasi iradeyi ve medyayı benim aleyhime-kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlar. Ellerinden geleni yapabilirler. Anadolu’da; ‘Arkasından 40 itin havlamadığı bir kurt, kurt sayılmaz’ diye bir deyim vardır. - Dağda 3 kurşun yediğim halde bırakmadığım mücadelem nedeniyle sadece PKK’lı teröristler tarafından değil, terörün televizyonu Sterk Tv’de bizzat örgütün lideri Başyılan M. Karayılan tarafından tehdit edilen ve hedef gösterilen… - FETÖ’nün sayısız iftirasına, kumpasına, operasyonu maruz kalan, Ergenekon kuyusuna atılan… - Yasadışı silahlı sol terör örgütlerinin tehditlerine maruz kalan… - Dini ve dindarı istismar eden pek çok şirk yapısının baskı, tehdit ve iftirasına uğrayan, maniple edilen… - Radikal terör örgütlerinden tehditler alan… - Bazı etki ve güç odakları ile bazı devlet ve istihbarat servislerinin yemlemeleriyle, bal tuzaklarıyla karşılaşan… - Kendi dünyasında beni hasım ve engel görüp ‘hasediyle-hesabıyla-buğzuyla-çekememezliğiyle’ akıllarınca şahsıma karşı dolap çevirenleri, entrika ve itibarsızlaştırma operasyonları yapanları gören, yaşayan biri olarak… Yani arkasından değil 40 iti, 40 it sürüsünü havlatmış bir vatan evladı olarak bunlar da beni şaşırtmadı. / Gazze dramı başladığında bir şey gördüm, bir şey hissettim. Ortada yaşanan korkunç bir acı vardı, bir o acıyı yüreğinde yaşayanlar, bir de o acıyı istismar edenler! Sorun da ilk buradan çıktı zaten… Gazze’deki kıyım nedeniyle toplumda bir öfke, bir nefret ve bir şey yapamamaktan kaynaklanan büyük bir gerginlik/hassasiyet vardı ve ilginç bir şekilde bu öfkeyi, çaresizliği, nefreti ‘kendi menfaatleri doğrultusunda’ kullananlar türemişti. Bunlar sinsi bir şekilde öfkenin, nefretin, çaresizliğin ürettiği sosyo-psikolojik dalganın üstüne binip kendi yelkenlerini dolduruyor ve yollarına bakıyorlardı. Bense bu ikiyüzlülerden olmamaya kararlıydım, Gazze’deki masumlara nasıl yardım edilebilir, insanlığın, coğrafyanın, Türkiye’nin lehine nasıl bir akıl ve etki üretilebilir düşüncesiyle, çabalayıp duruyordum. Onlar gibi duyar kasabilirdim, onlar gibi konuşup yoluma bakabilirdim, acıyı-öfkeyi-çaresizliği onlar gibi istismar edebilir popülizm peşinde koşabilirdim, Gazze’deki masumların kanını içip beslenebilirdim, dinin-devletin ve milletin, başka devletlerin ve güç odaklarının çıkarına manipüle edilmesini seyredebilirdim. Yapmadım. Evet, ben bunları yapmadığım için suçluyum! Çok şükür ki böyle bir suçum var ve artık bunlarla (dünyada olmasa bile) mahşerde görülecek bir hesabım var. / Bilin isterim: Gazze’deki masumlar başımın tacıdır, o acıyı yüreğinde yaşayanlar başımın tacıdır, ama bu acıyı istismar edenler, o masumların kanından beslenenler ayaklarımın altındadır. / Şimdi de bir sitemim var… Bunların ayak oyununa gelenler, devletin, siyasetin, medyanın gücünü bunlar lehine-benim aleyhime kullandıranlar, fırsat sunanlar… Bir de olanı biteni görüp de sessiz kalanlar… Bütün yaptıklarım, ettiklerim, dediklerim 40 yıldır apaçık ortadayken sizlere de yazıklar olsun. Sizleri de Allah’a havale ediyorum. / Bir sitemim de bunlara inanıp benden şüpheye düşenlere... Sizden de bir ricam var. Bütün bunlar beni takip eder, arkamdan yazar, çizer, montaj çeker, manipüle eder, kimi dürter muhatap alınmak ister, alıştık bütün bunlara zamanın normalidir, ama benden-bizden olup da bunlara kananlar, peşlerine takılanlar (bırakın sizin için bütün diğer yaptıklarımı, ben sizin için kanımı akıtmışım, tek bu yeter) benden zerre şüphe duyanlar, artık benden uzak dursunlar, benim sizin gibi “bu pisliklerin iftiralarına inanan” dostlara, arkadaşlara, takipçilere kuruş vayım yok. / Şimdi bir sözüm de bunlara… Siz bu kıt ve sığ aklınızla, dogmatik öngörülerinizle, kirli niyet, ego ve popülizm hastalıklarınızla, duyar kasmalarınızla ancak sorunun bir parçası olur, sorunu derinleştirir, Türkiye’nin vekil bir devlet gibi kullanılmasına hizmet eder ve Türkiye’yi büyük bir ateşin içine atarsınız. Bilmem, belki de niyetiniz budur. Bir diyeceğim de şu: Teşbihte hata olmaz, Ebu Cehil’in Muhammed (s.a.v) için söyledikleri sevgili Peygamberimizi anlatmaz, ama Ebu Cehil’i çok iyi anlatır! Onurlu, şerefli, namuslu, haysiyetli biri, Müslüman biri, böyle namussuzluklar yapar mı? Bilip bilmeden konuşur mu? Gıybet eder, yalan, iftira atar mı? Ağızdan çıkan sözü cımbızlayıp, bağlamından kopartıp, manipüle eder mi? Organize ve sistematik bir şekilde ve bir güruh halinde algı operasyonlarına girişir mi? Sağda solda, kapalı kapılar ardında ayak oyunları yapar, ayak kaydırmaya kalkar mı? Arkadan dolanır mı? Tek bir adama sürü halinde saldırır, itibarsızlaştırmaya, şeytanlaştırmaya kalkar mı? Sizin bütün bu yaptıklarınız ve dedikleriniz beni anlatmaz, ama sizi çok iyi anlatır. Siz bu musunuz? Kendinizi sorgulamalısınız. Bu sadece seviyenizi değil, zihniyetinizi, inanışlarınızdaki bozuklukları, ‘Ağar’ı yok edeceğiz’ diye kendinizi konumlandırdığınız yeri ve kimlerin oyuncağı olduğunuzu anlatıyor. / Şimdi bunlar benim kim olduğumu merak ediyorlarmış. Kendimi anlatmak isterdim ama bu çok doğru olmaz. O yüzden yaptıklarımı, yaşadıklarımı, yazdıklarımı bilen, şahit olan bazı değerli insanların sözlerini ve birkaç belgeyi sizinle paylaşacağım. Sanırım yeterli gelir. Saygılarımla… Abdullah Ağar 30 Ekim 2024 Buyrun.👇 Rauf DENKTAŞ, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı: Sizi içtenlikle kutlarım. Yaşadığınız anları, duyguları, bana da yaşattınız. Askerliğin, vatan sevgisinin insanı ne denli güçlü yaptığını, inancın, maneviyatın ne kadar önemli olduğunu yeniden öğrenmiş olduk. “Türkiye’yi nereye götürmek istiyorlar” sorusuna verdiğiniz cevaplar da çok düşündürücü. Kahraman bir gazi, Atatürkçü bir vatan evladı ve şaheser bir yazar olarak sizi selamlıyorum. &&& Tuncer KILINÇ, (E) Orgeneral, MGK (dönemin) Genel Sekreteri: Ata genlerinden intikal eden askerliği, vatanperverliği, vatan uğrunda şahadet pervasızlığını; yaşanan gerçek muhabere ortamlarında irdeleme yeteneği herkese nasip olmuyor. Abdullah Ağar, bu yetenekte bir asker ve yazar… Çıkardığı sonuçları bir yiğit duruş ve ruh haliyle gelecek nesillere aktarırken de son derece usta bir kalem… Onun kalemindeki düz, sade, özlü ifade o kadar güçlü ve betimleyici ki, onda “Şıkırtılarının sessizliğini…” bir huşu halinde dinliyorsunuz. Bu genç yetenekli kalemin Türk Edebiyatına daha çok eserler vereceği beklentisiyle, kendisini yürekten kutluyorum. &&& Hasan KUNDAKÇI, (E) Korgeneral, OHAL Bölge (eski) Komutanı: Üsteğmen Abdullah Ağar’ı, gençlik yıllarının tümünü Güneydoğu’da dağlarda geçirmiş savaşçı bir subay olarak tanımış ve kendisini kutlamıştım. Girdiği çatışmalarda aldığı yaralar nedeniyle gazilik unvanına ulaştı. Gazi olduktan sonra yılmadı. Çok çalıştı. Şimdi de yaşadıklarını yalın bir dille atlatmayı başarmış bir yazar olarak görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Kitapları küçük birliklerin kullanılması ve çatışmalarıyla ilgili güzel örneklerle doludur. İbret verici olaylardır. Bunların ‘özellikle’ genç subay, astsubay, uzman çavuş ve erlerimize çok yararlı olacağına yürekten inanıyorum. &&& Kemal YILMAZ, (E) Korgeneral, J. As. Kol. ve (dönemin) Özel Kuvvetler Komutanı: Birlik ve Bütünlüğümüz, Tek Vatan, Tek Millet ve Tek Bayrak için verilen mücadelede, katlanılan fedakârlıkların sonraki nesillere edebi bir üslupla aktarılmasını sağlamak; romancılarımızın, hikâye yazarlarımızın görevi idi. İlgili ve yetkililere her fırsatta bunu belirtmiştim. Ve demiştim ki; “Roman yazarları, hikâye yazarları çıkıp gelmeli buralara… Olaylar onlara anlatılsın. Onlar da kendi değerlerini katsınlar yaşananlara… Geleceğimize ışık tutulsun…” Mücadelenin içinden bir kahraman, en güzelini yaratmış… En büyük edebiyat ödülüne lâyık bir eser… &&& Attila İLHAN: Abdullah, çok önemli olayları, çok basit cümlelerle, çok vurucu anlatıyor. Zamanımızın Fakir Baykurt’u… “O, bir Sahip-i Üslup...” Türkiye’de böyle yazar kaç tane? Ve onun bu yeteneği, Allah vergisi… &&& Alaettin PARMAKSIZ, (E) Tümgeneral, (dönemin) GENKUR İsth. ve İKK. Başkanı, Hakkâri Dağ ve Komd. Tug. K.: Ağar’ın kullandığı dil ve seçtiği kelimeler, terörle mücadeleye gönül verenlerin iç dünyasını anlatan en muhteşem tasvirlerdendir. Kitaplarında bazılarının yaptığı gibi kendi kahramanlıklarını anlatmamıştır. Aksine, içinde yaşanılan coğrafi şartların zorluğunu, mücadelenin çetinliğinin yarattığı duyguları ve askerin inanç dünyasını anlatırken adeta kelimelere dans ettirmiştir. Olayların içindeki manevi yönü anlatmak, hissedilenleri karşınızdakine yaşatmak en zorudur, yetenek ister. Ağar işte bu zoru da başarmıştır. Kitaplarını büyük bir dikkatle okuyorum. Halen bu mücadelenin içinde bulunan kahramanların faydalanacağı maddi ve manevi birçok hususlar olduğunu düşünüyorum. Terörle mücadele de en zayıf noktamız yaşananları yazmamaktır. Ağar işte bu boşluğu kapatıyor. &&& Ramis İLKER, (E) Hv. Plt Tuğgeneral Aklıyla ruhunda bütünleşen vatan sevgisini, ‘yüreğinde açan’ bayrak, ülke, inanç ve görev çiçeklerine çevirmiş. &&& Serdar AKYAZAN, (E) P. Kd. Alb. (dönemin) Özel Kuvvetler Tb. K.: Sevgili Abdullah, son kitabını biraz önce bitirdim. Sevgili kardeşim, beni hem ağlattın hem de gururlandırdın, sağol. Bizler hiç unutmayacağız. Sevgiyle gözlerinden öperim. Özel Kuvvetlerin acar, çakı gibi, yiğit, genç Abdullah’ı gözlerimin önüne geldi. Tekrar öpüyorum kardeşim. &&& İsmet KOTAK, Gazeteci Yazar, Eski TMT üyesi, bakan ve milletvekili, Kıbrıs Türk Basın Konseyi Başkanı: Kitabınızı içim ürpererek okudum. Kıbrıs’ta 17 yaşında Gazi Magusa’da yeraltı örgütü kurarak emek ve alın teri akıtan, arkadaşlarını sizin gibi yanı başında şehit veren bir kişi olarak hislerinizi çok iyi anlıyorum. Kitap, profesyonel bir yazarın eseri… Onca tasviri değme yazar yapamaz. Sizi kutlarım. Güneydoğu’yu gazeteci olarak iki kez gezen; Irak’ta Bağdat’a kadar ulaşan bir kişi olarak neler çekildiğini biliyorum. Kitaplarınızı teker teker okumayı sürdüreceğim. Saygılar sunarım. &&& Prof. Dr. Mahmut BAYIK, Türk Kan Vakfı ve Türkiye Kan Merkezleri ve Transfüzyon Derneği Başkanı: Kitap, bir vatanseverlik destanı... Hayranlık, umut ve gurur uyandırıcı... Gerek içeriği gerekse yazı dili çok etkileyici... &&& Prof. Dr. Talat HALMAN, Bilkent İnsanı Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı: Sayın Abdullah Ağar; “Ölüm Dağları Bekler: Cudi Dağı” başlıklı çok değerli kitabınız derin ve heyecan verici, büyük bir zevkle okunan olağanüstü bir eser. Başarınızı yürekten kutlarım. Saygılar, tebrik ve teşekkürler, candan dileklerimle. &&& Prof. Dr. (Tbp. Kd. Alb.) Sedat GÜRKÖK, GATA Göğüs Cer. AD., Memorial: Yazmış olduğunuz “Türk Komandoları” isimli kitabınızı zevkle, ibretle, onurla; bazen ağlayarak, bazen de hüzünlenerek okudum. “Zorlukları yaşayan bilir” felsefesi ile kitabını okurken çektiğiniz zorlukları, vatan için çalışan ve çarpışan her askerin çektiği zorlukları ve can pazarını yaşamış gibi oldum. Özellikle Cudi ile yaptığınız muhabbette ağladım. Her şey için teşekkür ederim. Ben vatanını canı gibi seven, kendini ona adayan ve mesleğini şerefiyle yapan tüm Türk Komandolarını kucaklar, saygılarımı iletirim. Saygılarımla… &&& Banu AVAR: Okurken utanarak ağlıyorum. Gözyaşı okumayı zorlaştırıyor. Söylenecek şey yok… Gırtlağımda yumruklar… Allah’ın seni sakladığı gece, aklımdan çıkmayacak… &&& Cengiz ÖZAKINCI, Araştırmacı, Yazar: Bir Türk Hemingway’ı ile karşı karşıyayız. Hemingway, “yaşadığını yazan” ve “yaşadığını yaşatan” bir yazardı. Abdullah Ağar’da öyle; benzerlik yalnızca bu noktada, öykünme yok, tersine özgünlük var. Abdullah Ağar’ı ‘kalem’iyle ‘namlu’sunu ve ‘namus’unu birleştirmiş bir yazar… Okurken anlattıklarını yaşadığım, beni anlattığı olayın içine çekebilen az sayıda yazar vardır. Abdullah Ağar, bu bakımdan “benim yazarım” &&& Hasan YILMAZ, Mühendis-İş Adamı: Abdullah Ağar “Türk Şolohov”u… &&& Süleyman İlhami ÖZDEN, İstanbul Beşiktaş Em. Müftüsü: Beş bin yıllık tarihimizin bin yıllık çilesinin verildiği şanlı mücadelelerde “Karda açan kan çiçeklerinin kokusunu” getiren rüzgârın sesini de duydum bu kitaplarda, yüreğimizin sesini de… &&& Emre GÖNEN, Bilgi Üni/Picus Ed. Dergisi: Hani eski bir tabir vardır, “ibret vesikası” diye, bu da onlardan. Kahraman bir komando subayının –düşük yoğunluklu- savaşta günlük yaşantısı, yanında şehit düşen silah arkadaşları, kendisinin de ağır yaralı olarak savaş alanında, nerede ise tesadüfen hayatta kalması… Güzel tarafı, Erich Maria Remarque benzeri bir yaklaşıma sahip olması, yani savaşı askerin, en ileride çarpışan astsubay ve subayın gözünden nakletmesi. Ne var ki kitap sadece savaş hatıratı ile sınırlı değil, bir de “Silahlı Kuvvetler yüceltmesi” bölümleri var ki, değme bilim kurgu romanları yanına yaklaşamaz. Heinlein’in fevkalade askeri romanı Starship Troopers, bu kitabın yanında ilkokul kompozisyonu gibi kalır. &&& Ahmet ULUDAĞ, (E) Kurmay Albay: Güneydoğu gazisi Abdullah Ağar’ın 5. Tim adlı kitabını hiç değişikliğe gerek kalmadan Askeri Basımevinde talimname olarak bastır, tek er, manga, tim, takım eğitiminde kullan, o kadar gerçekçi yazılmış… &&& Mehmet Ali BİRAND: Felsefe veya siyaset yok. Gerçek bir yaşam kavgası, her an ölüm korkusunun kol gezdiği bir bölgeyi ve savaşı anlatıyor. &&& Melih ŞENDİL, Lig Tv.: Ne diyeyim ki? Yeni bitirdim “Toprak Mehmet’e Susamışsa” kitabınızı… Cd’sini dinliyorum arabada… Sesini açıyorum; “Millet duysun” diye… “Hissetsinler” diye. Bir Kuleli mezunu olarak, “Nasıl açıklayabilirim ki duygularımı” bilmiyorum. Belki yüz yüze anlatabilirim size… Lig bitsin, bir acı kahve eşliğinde… Her şey gönlünüzce olsun. &&& Bilgi Yayınevinden: Ölüm dağlarda mermi kadar hızlı gelir, roket gibi parçalar. Cudi’nin ölüm çağrısıdır bu… &&& Barış PINAR, Gaziler Dergisi: Abdullah Ağar’ın “5. Tim” i gözleriniz dolmadan, tüyleriniz diken diken olmadan, yüreğiniz titremeden okuyamayacağınız bir kitap. Hiç unutulmaması gerekenleri bize hatırlatmak için yazılmış bir kitap. Son olarak yine kitaptan bir mesajı buradan okurlara iletmek istiyorum. “Gazilerin, insanlardan beklediği, suratlara yapıştırdıkları acıma ve hüzün değildir. Bütün mertliğiyle onların fedakârlığını, onlarla beraber yaşayabilecek bir ruha sahip olmaktır.” &&& Erdal KUTLUK, (E) Dnz. İs. Kd. Bnb.: Sevgili Komutan, kitaplarınızı büyük bir heyecanla yaşayarak okuyorum. Kah dudaklarım titriyor, ağlıyorum, ama içim tarif edilmez bir şekilde sizlerle gururu yaşıyor. Eski bir asker olarak yanaklarından öpüyor, sana ve senin görmediğin, ama okurken birlikte yaşadığım bütün silah arkadaşlarıma içten sevgiler, şehitlerimize rahmetler, gazilerimize gururla sabırlar diliyorum. Bu ülke ebediyete kadar var olacaktır. &&& Mustafa ŞAHBAZ, Gazi Uzm. Çvş.: Merhabalar Sayın Ağabey, Dağ Komandoları adlı kitabını okudum. Kitapta, yaşadığınız olaylarda hep kendimi buldum. Böyle bir kitap yazdığınız için sizi şahsım adına kutlar, başarılarınızın devamını dilerim. Ben de bir gazi olarak gerçekten çok duygulandım. Bizler aynı duyguları ve aynı olayları yaşamamızdır. Saygılarımla. &&& Erdoğan TOKMAKÇIOĞLU, Gözcü: Okurken, zaman zaman yüzünüzde bir gülümseme belirmişken, ansızın gözlerinizden yaşlar akmaya başladığını, içinizin burkulduğunu fark ediyorsunuz. Dileyen gider bir hayal ürünü olan, o ilginç film “Kurtlar Vadisi-Irak”ta Polat Alemdar ve Memati’yi izler. Dileyen de “Ölüm Dağları Bekler-Cudi Dağı” adlı yapıtında “Abdullah Ağar”ın “zaman zaman ironik ve şaşırtıcı edebi bir dille anlattığı” abartısız gerçekleri, zaman zaman gözlerinizde yaşların belirmesini göze alarak okur. Seçim sizlerin elinde efendim. &&& Yeniçağ: Gazi subay Abdullah Ağar’ın başından geçen gerçek olayları derleyip, yaşanmış hayat hikayelerinden kitap haline getirdiği eserleri, her Türk Gencine, dünyaya geliş amacını ve vatanın kutsallığını anlatıyor. &&& Erdal GÜVEN, Tercüman: Kitap bir anı kitabı olduğu için yazılanların tamamı gerçek hikayeler. Kitabı okuyunca, insan Türk olduğundan gurur duyuyor. Özellikle son günlerde yaşananların ardından, insanın böylesine güçlü bir orduya sahip olduğunu öğrenmesi ayrıca büyük bir moral kaynağı. Ağar’ın kitabı insana yitirdiği milliyetçilik duygularını hatırlatıyor. 350 sayfalık kitabı okurken insanın tüyleri diken diken oluyor. &&& Suat GÜN, Önce Vatan: Kitabı elime aldığım andan itibaren Türk subayının yüksek vatanseverlik ruhunu yansıtan satırlar ve Türk Ordusunun böyle mümtaz subaylar yetiştirmede üstün vasfı, bende büyük güven hissi oluşturmuştur. Sayın Ağar’ı ziyaret ettiğimde bir gün sırtındaki kurşun yaralarını görmek ve onun şahsında Türk’ün sırtından nasıl hançerlendiğini kafama nakşetmek istemiştim. O’nun mübarek yaralarını gördüm, ona dokunmak şerefine nail oldum. Böyle ulvi şahısları hayat gözü ile görmek bile insanda maneviyata uzanan bir duygu seli oluşturuyor. Abdullah Ağar’ı görmek demek, Türk vatanseverliğinin erişilmez kokusunu almak demektir. Peygamber’in ashabının yankıladığı maneviyat iklimi Abdullah Ağar’da yüksek Türk vatanseverliği olarak tecelli etmiştir. Ben bu zatı hem gördüm hem de ruhum titreyerek kitabını okuyorum. &&& Selin ONGUN, Haftalık Dergisi: Hayat zor kolay değil onlar için, her şey vatan için… evet doğru okudunuz. Böyle yazıyor. Ancak, cümlenin kurgulanışında ya da noktalama işaretlerinde bir bozukluk olacak ki; anlam kulağa bir çırpıda gelmiyor. İdrak etmek için tekrar okumak, düşünmek, bozuk yerleri düzeltmek yani cümleyi yeniden inşa etmek gerek. Yıllarca dağlarda komando subayı olarak terörist takibi yapan Abdullah Ağar’ın “Türk Komandoları” adlı kitabına göz attığınızda dahi böyle hissediyorsunuz. Hayır, kitapta kullanılan dil karışık değil, anlatılanlar zor. Askerlerin yaşadıkları tam anlamıyla meşakkatli… çünkü askerler, iki yüzlü mayınlara basarak canlar verildiğini, tepelere tırmandıkça zorlukların çoğaldığı ancak buna rağmen mücadeleye devam ettikleri bir diyardalar. Yani Güneydoğu dağlarında terör örgütü PKK ile yapılan çatışmaların tam göbeğinde. Doğru, hayatlarını orada noktalayıp şehit olan askerlerin cenazelerinde yaşananları biliyoruz. Ancak ruhu yaralansa da sağ salim dönen askerlerin günlük hayatları konusunda sadece fikir üretebiliyoruz. Gazetelerde ve haber bültenlerinde yer alan haberlerde şehit ve gazilerin isimlerini duyduk. Ancak o isimlerin içinde kopan fırtınaları belki de hiç öğrenemedik. İlk görevine çıkan askerin ilk rüyasında ne gördüğünü, kabuslarının ne zaman başladığını bilemedik. Ağar, kitabında yer alan öykülerde askerlerin o bilmediğimiz kaygılarını, sevinçlerini, şakalaşmalarını, özlemlerini ve kendilerine has konuşma dillerini aktarıyor. &&& Ufuk Ötesi Dergisi: Kitapta; Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen Mehmetler’in, vatan söz konusu olduğunda nasıl bir Mehmetçik haline geldiklerini, yol kesip haraç alarak, öğretmen, doktor, asker, sivil demeden ölüm kusan, köyleri basıp kadın erkek, genç yaşlı demeden kundakları bebelere kadar herkesi katleden ve askeri gördüğü anda da ortalıktan toz olmayı büyük maharet sayan, adına PKK denilen organize suç şebekesinin ardında kimler olduğunu, ilk başlarda vur-kaç (gayri nizami harp) taktiği uygularken birkaç yıl içinde Türk Ordusuna karşı cephe savaşı vermeye kalkışmasını bulacaksınız. &&& Kenan SÖNMEZLER: Size önereceğim kitapla yazdıklarımın ne ilgisi var şimdi? Nereden düştü bu laflar şimdi aklıma? Ama şunu bilin ki bu kitapta “İse de” yok. Sapına kadar gerçek, sapına kadar duygusal. Bu kitap bir türkü… Türklerin söylediği erkekçe, mertçe ve Türkçe söylediği bir türkü… Okumalısınız. &&& Suna KIRAÇ, KOÇ Holding Yön. Kur. Baş. Yrd.: Güneydoğu bölgemizde ülkemizin en büyük sorunu terörle mücadele eden ordumuzun, ne zorluklarla karşılaştığını, nelere katlandığını hepimiz biliyoruz. Ancak sizin de belirttiğiniz gibi, bu mücadelenin ne fedakârlıklarla yapıldığını ne şartlara katlanıldığını hayal etmemiz imkânsız. Anılarınızın yer aldığı, belgesel niteliğindeki dört kitabınızın halkınızın bilinçlenmesine büyük katkısı olacaktır. Sizi, hem bir asker olarak ülkemize yaptığınız değerli hizmetleriniz, hem de kitaplarınız için kutluyorum. &&& Güler SABANCI adına Ali Haydar TAŞLI, SABANCI Holding Yön. Kur. Baş. Kamu İlişkileri Dan.: Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Güler SABANCI Hanım size teşekkür ederken, kitaplarınız hakkında görüşlerini bildiren; başta KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Rauf DENKTAŞ olmak üzere, komutanlığınızı yapan değerli komutanların ve yazarların hakkınızdaki yazılarından son derece etkilendiğini, birlikte savaşırken verdiğiniz şehitleri rahmetle andıklarını, başta siz olmak üzere gazilerimize sıhhat ve huzur dilediklerini iletmemi istemişlerdir. Olayları televizyondan izleyerek yorum yapan bazı işgüzarların yaşamış olduğunuz bu olayları okuyarak utanacaklarını umuyor, ben de kalben kutlayarak sağlık ve uzun ömürler diliyorum. &&& Tuncay ÖZİLHAN, ANADOLU Grubu Yön. Kur. Baş.: Gerçek bir vatan evladı olarak gösterdiğiniz özveri ve başarılarınız için sizi gönülden kutluyorum. Geleceğe iz düşmek adına, önemi büyük olan yazılı kültür geleneğimizin yetersiz olduğu ülkemizde, yaşadıklarınızı yazıya dökme azminizi takdirle karşılıyorum. Yaşananları herkesi sarabilecek şekilde yazıyla ifade edebilmek ayrı bir yetenek… Askerlikte olduğu gibi yazarlıkta da son derece başarılı olduğunuzu ifade etmek isterim. Eserleriniz sade vatandaş olan bizleri, bildiklerimizin ötesine olayların tam kalbine götürüyor. Hayati önemdeki tanıklıklarınız, içimize işleyerek, hepimizi durup düşünmeye davet ediyor. Başarılı çalışmalarınızın devamı arzusuyla, en içten esenlik dileklerimi sunuyorum. Saygılarımla… &&& Ekrem AKYİĞİT, Collezione Yön. Kur. Baş.: Sizin bu değerli kitaplarınızı kendim okuduktan sonra şirketimiz kütüphanesine hediye edeceğim ki, tüm çalışanlarımız sizin bu onurlu mücadelenizi ve orada yaşananları daha iyi anlasınlar. Güneydoğu’da yaptığınız mücadele bittikten sonra orada yaşananları sanal âlemde yaşayan, konudan bihaber olan yeni nesillere aktarmak gibi kutsal bir amaç için kitaplar yazmanızın, tüm ülke vatandaşları tarafından takdirle karşılanacağından hiç şüphem yoktur. Bundan sonra yapacağınız tüm çalışmalarda başarılı olmanız, en büyük dileğimdir. /// &&& /// Şimdilik yeterlidir sanırım… Ben Abdullah Ağar… Nöbetteyim. Bu can bu bedende durdukça… Yüce Yaradan izin verdikçe… Vatan, Millet, Devlet, Mehmetçik, İnsanlık ve Gelecek için… Velhasıl Yaradan hakkı, emanetleri ve rızası için… Ahdimdeyim, yeminimdeyim… Mücadeleye, bilgi, bilinç ve anlam harbine devamdayım.

    3.6K470759591.0M viewsView on X
  • Oct 9, 202618x their median

    Bizim Gadir’i sosyal medyada dolaşıma sokmuşlar. O, etten kemikten, postaldan bir Harbiyelidir. Gargamel devresinden bir Şirin’dir. Korkunç bir kafadır ve de vukuat adamıdır. Asıl adı Kadir. Hacettepe Tıp’ı bırakıp bize geldiği için kodu, lakabı Hacet’tir. Koğuş arkadaşım olduğu için ayak kokusundan gazına kadar bütün vukuatlarını bilirim. Vukuatları nedeniyle, hele bir de müşterek bir vukuatı yüzünden, komutanlar ona 21 günlük oda hapsini dayamışlardır. 21 gün; diğer vukuatlarıyla birlikte, disiplin puanının ve okuldan şutlanmanın sınırına dayandığı noktadır. Tam şutlanma sınırına geldiğinde, hapsini yatarken Okul Komutanımız Doğu Aktulga’nın merhameti Gadir’in imdadına yetişmiş; çıkardığı afla 6 günle yırtmıştır. Sevmek için çok nedenimiz vardır ama Gadir, sırf bu yüzden merhum Doğu Aktulga Komutanımızı çok sever. Gadir’in sosyal medyaya konu olan hikâyesi ise gerçekten müthiştir. Müthiş kafasıyla şekillenmiş, harika bir Kara Türk hikâyesidir. Önce ODTÜ Petrol Mühendisliği. Sonra Hacettepe Tıp. Tıp kesmeyince Harbiye. Vukuatlı ama son derece başarılı dört senenin ardından, üstün başarıyla Top-12 Topçu Teğmen olarak mezun olma. İlk Kara Havacılardan biri. “Bize film seyrettirmiyorlar, erken yatırıyorlar” diye ayarlarının bozulması ve ilaç mümessilliğine transfer. Ayağına basılmış tazı, terkisine nişadır konmuş beygir gibi ekmek uğruna bütün Anadolu’yu, Afrika’yı dolanıp durmalar. Gitmiş, bir de Afrika’da fotoğraf çektirmiş. Hava attı bize! Ve sonra Ankara Hukuk, ardından ömrünün geçtiği avukatlık yılları. Ve şimdi, oğlunun mezun olduğu Hacettepe Tıp’a tekrar başlamış. “Şov mu yapıyorsun, okuyacak mısın olum?” dedim. “Demans sınırındayız” dedi. Sövdüm. O da bana sövdü. Görselden de görebileceğiniz gibi kafa adamdır ve kafası 60 numaradır. 60 numara, Harbiye’deki en büyük şapka numarasıdır. O bizim canımızdır. Ve o, dünyanın en iyi insanlarından biridir. Gerçekten.

    3.5K1647318281K viewsView on X
  • Jul 22, 202616x their median

    Text no longer retained for this post.

    2.6K603603695K viewsView on X
  • Jun 26, 20268.0x their median

    Text no longer retained for this post.

    2.4K4731152242K viewsView on X
  • Jul 27, 202612x their median

    Text no longer retained for this post.

    1.8K5339555145K viewsView on X
  • Jul 18, 20265.7x their median

    Text no longer retained for this post.

    2.0K13338679K viewsView on X
  • Aug 16, 20269.4x their median

    Türkiye’de “Terörsüz Türkiye Süreci”ne ve PKK türevlerinin “kök yasa”, “çerçeve yasa” dedikleri çıkan yasaya rağmen… Terör örgütü PKK’nın sözde “atılım”, “ilk kurşun”, “diriliş” günü olarak tanımladığı bu 15 Ağustos yıldönümünde bazı yerlerde kutlamalar, havai fişekler vardı. Ve tam da o meşum günün yıldönümünde Başyılan Karayılan, kör göze parmak aymaz bir mesaj yayınladı. Diyor ki: “Silah bırakma, Apo’nun fiziki özgürlüğü ve siyasi muhataplığı sağlanmadan olmaz. Çerçeve yasa yetersiz. Mesele sadece silah bırakmaya indirgenemez…” Ve ardından: “Zap ve Metina’da tıkandılar; ilerleyemediler. Silahla, şiddetle bizi yok edemeyeceklerini anlayınca tekrar çağrı oldu.” // Öyle mi Başyılan? O zaman sana tek bir soru: Senin “devlet kurdum” dediğin, “kurtarılmış bölge” ilan ettiğin Sinath, Haftanin, Parasiya, Gapnerk, Zap, Metina, Avaşin-Basyan ve Hakurk’ta bugün kim oturuyor? Ve oraları nasıl aldı? Martavalı bırak. Hikâyeni ağababan üzerinden anlat… // Bir tarafta 42 yıllık kanlı terörünü “zafer” diye sunan bir terör örgütü… Bir tarafta onu muhatap alanlar… // Peki terör örgütü PKK’nın sözde “atılım”, “ilk kurşun”, “diriliş” günü olarak tanımladığı; Başyılan’ın mesaj yayınladığı 15 Ağustos neyin yıldönümüydü? Başında durduğum o mezarda, 15 Ağustos 1984’te Eruh’ta PKK’nın ilk saldırısında şehit edilen Mehmetçik yatıyor. J. Onb. Süleyman Aydın. Erzincan/Mertekli. // Onların “ilk kurşun”, “atılım”, “diriliş” diye kutladığı, bugün bile mesajlar yayınladığı şey… Bizim için Mehmetçiğin sırtına saplanan ilk kurşundu. O gün sırtımıza saplanan kurşunu, PKK bugün çok daha sinsi ve tehlikeli siyasi bir kurşuna dönüştürmek istiyor. Farkında mısınız bilmem, ama Başyılan tam da bunu anlatıyor. // Oysa asıl gerçek bambaşka… Mehmetçiğin kanı ve canıyla; Terör örgütü Türkiye’de eylem kabiliyet ve kapasitesini büyük ölçüde yitirmiş, “Devlet kurdum”, “kurtarılmış bölge ilan ettim” dediği; Sinath, Haftanin, Metina, Parasiya, Gapnerk, Zap, Avaşin-Basyan ve Hakurk’ta ezilmiş, Suriye’de sıkışmış durumda… // Bütün bunlara rağmen… Terör örgütü; Kayıtsız şartsız silah bırakmıyorsa, Kayıtsız şartsız kendini tasfiye etmiyorsa, “Kan akmasın” umudunu siyasi bir fırsat ve baskı aracına çevirmeye çalışıyorsa, Suriye’de “YPG/PYD’yi tasfiye ediyoruz” diyerek yapısal bütünlüğünü koruyor ve statü kazanıyorsa, Irak’ta yeni alanlara açılıyorsa, İran’a karşı yeni pozisyonlar arıyorsa, Siyasi türevleri “İşler istediğimiz gibi gitmezse Türkiye’de her yer Gazze’ye döner” diyerek tehditler savurmaya, gözdağı vermeye kalkışabiliyorsa, Ve ilk Mehmetçiği arkadan vurdukları 15 Ağustos’ta bile hâlâ “diriliş”, “atılım”, “ilk kurşun” söylemleriyle mesajlar yayınlayabiliyorsa… Burada sadece silah bırakma ve tasfiye umutlarını değil, çok daha büyük bir siyasi, stratejik ve ontolojik bir oyunun oynandığını görmek zorundayız. // Bunu bize sadece Başyılan’ın anlattığı masal değil… Saha anlatıyor. 42 yıllık tecrübe anlatıyor. Ve en önemlisi; İlk şehidin kabrinden yükselen gerçek anlatıyor.

    1.6K367522076K viewsView on X
  • Oct 13, 20266.6x their median

    Fitne, katilden beterdir, derler. İşte yine o fitnenin içindeyiz. Azerbaycan ve Türkiye; Sünni ya da Şii, laik ya da muhafazakâr… Bu fitneden öyle bir güçlenmiş kardeşlik, akıl, muhakeme ve çözüm çıkarmalıyız ki; Fitneyi salanlar da fitnenin oyuncağı olanlar da, meseleye menfaatleri üzerinden bakanlar da, bir daha buna tevessül edemesinler. Çünkü konu sadece inanç özgürlüğü değil. Mesele, teolojik tartışmaların çok ötesinde. Bu bir egemenlik meselesi; kardeşliğin parçalanması meselesi… Bu bir ideolojik sızma, jeopolitik aparat ve sosyolojik hassasiyetlerin, inançların ve travmaların bir vekil güç olarak kullanıldığı gelişmiş bir hibrit savaş yöntemi. Çözüm, birbirimize karşı bilenmek değil; birbirimize karşı kullanılmayı imkânsızlaştıracak bir akıl, dayanışma ve ortak irade inşa etmektir. Fitneye karşı en büyük cevap, kardeşliği güçlendirmektir. 🇦🇿🇹🇷

    90913832834109K viewsView on X
  • Jul 12, 20263.6x their median

    Text no longer retained for this post.

    1.1K187661328K viewsView on X

Ranked by total interactions across everything we have tracked for this account, which is a longer history than the 30-day window the rates above use. The multiple compares each post to this account's own median.

Buy or sell Twitter (X) accounts - escrow-protected

PlayerSells is an escrow marketplace for Twitter (X) accounts. Every deal is protected, with no middleman risk.

Reading these numbers

A typical post picks up 213 interactions against 506K followers, an engagement rate of 0.042%. Measured over 16 original posts, its engagement rate beats 56% of 20,444 tracked accounts of a similar size, which puts it in the middle of its size range rather than at either end. Posts are seen about 25K times each, and 0.868% of those impressions turn into an interaction. That is about 4.84% of the follower count, which is the gap between an audience on paper and an audience in a timeline. Posting runs at about 1.2 post a day over the last 30 days, with activity on roughly 53% of days. Most posts go out around 11:00 UTC, and Friday is the busiest day of the week. Of the 16 posts sampled, 44% carry an image or video, 6% are part of a thread and 50% link out. The account's strongest tracked post pulled 6.1K interactions, about 28x its own typical post.

What is Abdullah Ağar's engagement rate on X?
Abdullah Ağar (@abdullahagar2) has an engagement rate of 0.042%, based on the median interactions across 16 original posts from the last 30 days against 506,405 followers. Replies, reposts and quote-posts of other people are excluded from that sample.
Is that a good engagement rate?
At 0.042%, Abdullah Ağar sits above the 25th percentile of the 205,048 accounts in this comparison. Those comparison accounts are all large ones, because our scanning cadence is weighted towards big accounts, so this is a ranking among peers of similar scale rather than a ranking across X.
Does @abdullahagar2 have real engagement?
Its engagement rate beats 56% of the tracked X accounts closest to it in follower count (20,444 accounts), which puts it in the middle of its size range group. Ranking inside a size band matters because engagement rate falls as accounts grow, so a raw rate would mostly re-measure the follower count. It is a starting point for a look at follower quality, not a verdict on it.
When does @abdullahagar2 post?
Most posts go out around 11:00 UTC, and Friday is its busiest day, at roughly 1.17 posts per day across the measured window.

Keep going