Oktay Vural engagement report
@oktayvural - 815K followers on X
Measured over 30 original posts from a 30-day window, last computed on September 27, 2026.
Engagement
A typical post picks up 62 interactions against 815K followers, an engagement rate of 0.008%. Measured over 30 original posts, its engagement rate beats 30% of 20,444 tracked accounts of a similar size, which puts it in the middle of its size range rather than at either end. Posts are seen about 9.9K times each, and 0.632% of those impressions turn into an interaction. That is about 1.21% of the follower count, which is the gap between an audience on paper and an audience in a timeline. Posting runs at about 2.2 posts a day over the last 30 days, with activity on almost every day in the window. Most posts go out around 07:00 UTC, and Saturday is the busiest day of the week. Of the 30 posts sampled, 63% carry an image or video and 10% are part of a thread. The account's strongest tracked post pulled 2.6K interactions, about 42x its own typical post.
Measured over 30 original posts from a 30-day window, last computed on September 27, 2026.
Compared with accounts its own size
Oktay Vural's engagement rate beats 30% of the tracked X accounts closest to it in follower count (20,444 accounts, accounts of similar size (decile 10 of 10)). A percentile is spread evenly by construction, so 50 really is the middle of that group and 90 really is its top tenth.
On engagement per impression rather than per follower it beats 36% of the same group. When those two numbers disagree, the gap is about how far its posts travel rather than how people react to them.
Where this sits in the catalog
At 0.008%, Oktay Vural sits above the 10th percentile of the 205,582 accounts in this comparison. That places it in the bottom 25% band, which runs below 0.024%.
Show the percentile table
| Percentile | Engagement rate |
|---|---|
| 10th percentile | 0.004% |
| 25th percentile | 0.024% |
| 50th percentile | 0.143% |
| 75th percentile | 0.679% |
| 90th percentile | 2.56% |
| 99th percentile | 82.4% |
This ruler is the whole measured catalog, not a size-matched group: it shows where the raw rate falls across every account we can measure, all of which are large. For a like-for-like comparison, read the size-band percentile above instead. See how the bands are built
Posting timing
This account posts most often around 07:00 UTC, and Saturday is its busiest day of the week. The bars below are the catalog-wide pattern, with this account's own busiest slot marked. They do not show how this account performs at each hour: we keep one aggregate per account, not one per hour, so that measurement does not exist in our data.
Show engagement by hour posted, utc as a table
| Hour (UTC) | Vs author median | Posts |
|---|---|---|
| 00:00 UTC | -1% | 89K |
| 01:00 UTC | -2% | 90K |
| 02:00 UTC | -3% | 88K |
| 03:00 UTC | -4% | 94K |
| 04:00 UTC | -5% | 76K |
| 05:00 UTC | -4% | 75K |
| 06:00 UTC | -5% | 86K |
| 07:00 UTC | -5% | 93K |
| 08:00 UTC | -4% | 108K |
| 09:00 UTC | -4% | 124K |
| 10:00 UTC | -3% | 129K |
| 11:00 UTC | -3% | 141K |
| 12:00 UTC | -3% | 154K |
| 13:00 UTC | -3% | 167K |
| 14:00 UTC | -4% | 173K |
| 15:00 UTC | -2% | 176K |
| 16:00 UTC | -3% | 171K |
| 17:00 UTC | -3% | 159K |
| 18:00 UTC | -2% | 149K |
| 19:00 UTC | -2% | 141K |
| 20:00 UTC | -1% | 131K |
| 21:00 UTC | 0% | 116K |
| 22:00 UTC | -2% | 100K |
| 23:00 UTC | -1% | 90K |
Show engagement by day of week as a table
| Day | Vs author median | Posts |
|---|---|---|
| Sunday | +5% | 393K |
| Monday | +1% | 483K |
| Tuesday | -2% | 520K |
| Wednesday | -3% | 472K |
| Thursday | -2% | 430K |
| Friday | -3% | 447K |
| Saturday | +2% | 393K |
Formats this account uses
Its own posting mix on the left, and what each of those formats does across every account we track on the right. Only formats where the effect clears our publish test appear here, so an empty row is a format we could not measure rather than one that does nothing.
| Format | This account | Catalog effect | 95% interval | Accounts behind it |
|---|---|---|---|---|
| Image or video | 63% of posts | +111% | +108% to +115% | 34K |
| Outbound link | 3% of posts | -41% | -42% to -40% | 32K |
| Typical length | - | +15% | +14% to +16% | 32K |
- 63% of this account's sampled posts carry an image or video. Across the catalog, posts with an image or video run 111% above the same accounts' other posts.
- 3% of its posts carry a link off X. Across the catalog, posts with an outbound link run 41% below the same accounts' other posts.
- Its average post runs 1911 characters, which falls in the over 280 characters band. Across the catalog, posts over 280 characters run 15% above the same accounts' other posts.
These are catalog-wide differences applied to this account's own posting mix, not a measurement of how each format performs for this account specifically. We keep one median per account, not one per format per account, so the second thing is not something this data can tell you.
Best tweets
- Sep 11, 202642x their median
Onun evi var, özel mi özel… Önünde bahçesi var, güzel mi güzel… Konforu da hazır, her şey mükemmel… Ama taşınmıyormuş. Önce statü dermiş, sonra da tapu mu? Belki ardından bir de site… Ama onun hiç mi hiç şansı yok. Çünkü ruhu, millet nezdinde ebedî mahkûm!
- Sep 15, 202630x their median
"Önce vatan", "Türk, öğün güven, çalış" "Ne mutlu Türküm diyene" "Herşey Vatan için" yazılarından rahatsız olmuş. Bunların silinmesini istiyor. Dağlardaki bu yazıları gösterip ölümleri hatırlatıyor. O dağlarda yalnız yazılar yok; şehitlerimizin kanı, gazilerimizin fedakârlığı, bu milletin vatanı ve birliği için ödediği bedel var. Onlar, Türkiye bölünmesin; kardeş savaşı çıkmasın; milletimizin birliği bozulmasın; emperyalist projelere geçit verilmesin diye can verdi. Vatandan rahatsız olmuş. Türkün adından rahatsız olmuş. Nereye kadar? Bir coğrafyayı vatan yapan; ona adını, tarihini, kültürünü, emeğini ve bedelini veren millettir. O milletin de bir adı vardır: Türk Milleti. Devleti ebed müddet içinde yaşatandır. Milli kültür içinde kaynaştırandır. Vatana el uzatana karşı koruyandır. Birlik ve beraberlik yörüngesine sokandır. Anamız Vatan, Babamız Devlettir. Fırsat bulursanız bundan sonra ne yapacaksınız? Türkiye’den Türk adını mı sileceksiniz? Kürdistan mı diyeceksiniz? Anayasa’dan Türk milletini mi çıkaracaksınız? “Vatan” kelimesini de mi yasaklayacaksınız? Mesele birkaç yazı değil. Mesele, Türkiye’yi, millet ve devlet varlığını tasfiye etme hevesidir. "1071 Malazgirt Zaferi'nden beri kendisine vatan kılınan topraklar Türk yurdudur." “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe” Türkiye’yi ve Türk Milletini kutlu mücadelesinden hiç kimse vazgeçiremeyecektir." Hangi kökenden olursak olalım hepimiz Türk milletinin fertleriyiz." "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir."
- Aug 4, 202630x their median
İlk yasa teklifi denilerek imzaya açılmış, yarın meclise sunulacakmış. Demek ki bununla bitmeyecek. Arkası gelecek. Peki arkasından ne gelecek? Menüde ne var?
- Aug 1, 202626x their median
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, silah bırakan PKK terör örgütü mensuplarının siyaset yapabilmelerinin güvence altına alınmasını istedi: “Altını çizerek söylüyorum; örgüt silahlı yöntemden vazgeçti ve kendisini kendi hukukuna göre feshetti. Ama siyaset yapma iradesinden vazgeçmedi. Yani sonuçta silah bırakacak örgüt üyeleri veya bu yasa çerçevesinde sivil yaşama katılacak olan insanlar, yurttaşlarımız sonuçta siyaset yapacaklar. Yani siyasetten vazgeçmiş değiller. Bu çerçevenin de güvence altına alınması gerekir. Şu anda siyaset yapan insanların mevcut ortamda hiçbir güvencesi yok. Dolayısıyla sürecin yasadan sonra da tıkanmaması, pürüzlerin ve aksaklıkların yaşanmaması için demokratik siyasal yaşamın sürdürüleceği konusunda güvencelerin mutlaka hem yasal zeminde hem de uygulamayla verilmesi lazım ki sonraki süreç de aksamadan yürüsün.”
- Aug 9, 202611x their median
Mevzubahis... Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle yazmış: “Ben Türkiye’yim. Türkiye benim adesem, ölçüm ve realitemdir. Kâinata, insana, her şeye oradan, onun arasından bakmak isterim.” Bugün önümüzdeki mesele de budur: Türkiye vatanımızdır. Türkiye Cumhuriyeti millî devletimizdir. Hangi kökenden gelirsek gelelim, hepimiz Türk milletinin fertleriyiz. Türkçe, dil bayrağımızdır. Bu değerler etrafında birleşmek; vatanımıza, millî devletimize ve millet bütünlüğümüze sahip çıkmak zorundayız. Bu, kendisini Türk milletine ait hisseden herkes için millî bir ödevdir. Mevzubahis olan tam da budur.
- Aug 12, 202610x their median
Cumhuriyet'in neyinden rahatsızsınız? DEM Parti eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 11 Ağustos'ta Halk TV'de yasaya Yeni Partiden “hayır” diyenleri “100 yıllık zihniyeti devam ettirmekle” niteleyerek Cumhuriyeti hedef almış. DEM eş başkanı "Hayır" diyenleri “100 yıllık zihniyeti devam ettirdikleri için hayır dediler" olarak nitelemesi aslında "Evet" diyenleri de "100 yıllık zihniyeti devam ettirmek istemedikleri için evet" dediler olarak yaftalamaktır. Bu çerçevelemenin muhatapları tarafından da karşı cevap bulması gerekiyor. Hatimoğulları'nın yasayı kendi zihniyetiyle çevrelemesi ayrıca "Onlardan oy beklerdik" diyerek verilen oyları kendi zihniyetlerine verilen oy olarak nitelemeleri marjinal zihniyetin sürekli bir istismar arayışının da yansımasıdır. Yani özne Türkiye değildir, özne kendileridir. Bu hesaplaşma dilini süreç içinde hangi boyuta ulaştırmak istedikleri de malumdur. Bu ifadeler, değerlerin ve ilkelerin sınandığı dönemlerde danışıklı tutumların(muvazaalar) bugüne getirdikleri kolaylığı yarın ödenmesi mümkün olmayan siyasi ve toplumsal bedeller doğuracağına ilişkin bir uyarıdır. O hâlde açıkça soralım: 100 yıllık Cumhuriyet zihniyetinin neyinden rahatsızsınız? Sevr’i yırtan millî iradeden mi? Vatanı emperyalizmden, işgalden kurtaran Millî Mücadele’den mi? Egemenliği millete veren Cumhuriyet’ten mi? Türk milletini etnik parçalara ayırmadan eşit vatandaşlıkta birleştiren millî devletten mi? Üniter yapıdan mı, Türkiye'nin vatan olmasından mı, millet egemenliğinden mi? Milli kültürü Cumhuriyetin temeli olarak kabul etmek mi? Hangi kökenden olursak olalım hepimizin Türk milletinin fertleri olmamızdan mı? Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyılına girdi. Bundan yüz yıl önce bu millet teslimiyeti reddetti, parçalanma planlarını bozdu ve kendi devletini kurdu. “Yüz yıllık zihniyet” diye küçümsediğiniz tarih, esaretin değil istiklalin, emperyalizmin değil milli iradenin, inkârın değil millî egemenliğin, etnik ayrımcılıktan değil Türk birliğinin yanında olmanın tarihidir. Cumhuriyet zihniyeti açıktır. Cumhuriyet vardır; ama milletsiz değildir. O milletin adı Türk milletidir. Cumhuriyet vardır; ama devletsiz değildir. O devlet, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan millî devlettir. Cumhuriyet vardır; ama egemenlik bir kişiye, gruba, sınıfa veya etnik kimliğe ait değildir. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Cumhuriyet vardır; ama millet anlayışı kan bağına dayanmaz. Cumhuriyet’in Türk milleti, vatandaşlık bağıyla millete, vatana ve ortak geleceğe bağlanan insanların bütünüdür. Cumhuriyet vardır; ama yalnız hak vermez, ödev de yükler. Vatandaş olmak, sadece hak sahibi olmak değil; ülkesine, milletine ve ortak geleceğine karşı sorumluluk taşımaktır. Vatandaşlık yalnızca Cumhuriyetle hukukî bir bağ değildir. Bu coğrafyayı vatan kılanlara, milleti devlet-i ebed müddet ülküsüyle yaşatan iradeye; ülkeye, millete, kültüre ve tarihe duyulan vicdani aidiyet ve sadakattir. Cumhuriyet vardır; ama makamlar etnik kimliklere paylaştırılmaz. Her vatandaş; etnik kökenine bakılmaksızın Cumhurbaşkanı, milletvekili, bakan, hâkim, savcı, öğretmen, mühendis, polis veya kamu görevlisi olabilir. Cumhuriyet’te hakların da görevlerin de ölçüsü etnik aidiyet değil, vatandaşlıktır. Cumhuriyet vardır; ama silahın, tehdidin ve baskının hükmü yoktur. Hukukun üstünlüğü ve millet iradesi vardır. İşte “yüz yıllık zihniyet” budur: Millî egemenlik, millî devlet, milli kimlik, vatan, vatandaşlık ve hukukun üstünlüğü… Elbette eksiklerimiz, yanlışlarımız vardır. Ama bu Cumhuriyetin değil yönetenlerin sorumluluğudur. Hatimoğulları'nın kullandığı bu dil Cumhuriyeti özne yaparak bir tarihi hesaplaşma zihniyetinin deşifresidir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı, ilk yüzyılın kazanımlarıyla hesaplaşılarak değil; bu kazanımlara çok daha güçlü sahip çıkılarak kurulacaktır.
- Aug 19, 20269.6x their median
İmralı’da “Uydurma”, Hacıbektaş’ta “Savunuculuk” “Bir dilden iki söz söyleme; kimseye mekr ü hile eyleme.” DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Hacı Bektaş Veli’yi anma töreninde Alevilerin yaşadığı acılardan söz ediyor; Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak erkânı, ocakları, pirleri ve cemleriyle varlığını sürdürdüğünü söylüyor. Oysa Öcalan, PKK’nın 12. Kongresi’ne gönderdiği 25 Nisan 2025 tarihli perspektifte Alevi geleneğini “uydurma”, Aleviliği ise Kürt geleneksel varlığını ortadan kaldırmak amacıyla inşa edilmiş bir “aldatmaca” olarak nitelendiriyor. Öcalan burada Sünniliği de aynı eksene oturtuyor. Bir yanda Öcalan, Aleviliği “uydurma” bir gelenek ve “aldatmaca” sayıyor; öte yanda siz Hünkâr’ın huzurunda Aleviliğin erkânından, ocaklarından, pirlerinden ve tarihî hafızasından söz ediyorsunuz. Bir yandan Aleviliğin kendi kimliğini reddeden ve onu etnik bir siyasi tasarım içinde eritmeye çalışan Öcalan çizgisini siyasi referans kabul edecek; diğer yandan başkalarını Alevileri asimile etmekle suçlayarak Türkiye’ye demokrasi ve barış masalları anlatacaksınız. Bir yandan Hacıbektaş’ta Alevilerin acılarını anacak; diğer yandan İmralı’nın Aleviliği değersizleştiren sözleri karşısında susacaksınız. Bu, Alevilere sahip çıkmak değil; Alevilerin inancını ve yaşadığı acıları siyasi araç hâline getirmektir. Aleviler bir partinin oy alanı, acıları siyasi malzeme, Hacı Bektaş Veli’nin dergâhı da Öcalan’ın sözlerini örtecek bir sahne değildir. Önce kendi siyasi kıblenizle yüzleşin: Aleviliği “uydurma” sayan bir zihniyetin gölgesinde Alevilik savunuculuğu yapılamaz. Bu çelişki gösteriyor ki mesele, Alevilerin acılarını paylaşmaktan çok bu acılar üzerinden bir kimlik siyaseti kurmaktır. Hedef, toplumsal fay hatlarını kapatmak değil; milleti etnik ve mezhepsel parçalara ayırarak kendi siyasi zihniyetlerine alan açmaktır. Alevi toplumunun geniş kesimlerinin millî devletle, millî kimlikle, milli kültürle, vatandaşlık ilkesiyle, Cumhuriyetle ve Atatürk’le bir meselesi yoktur. Aksine laik Cumhuriyeti, ortak vatandaşlık hukukunu ve millî birliği, inançlarını özgürce yaşayabilmelerinin güvencesi olarak görürler. Bu nedenle Cumhuriyetle, millî devletle ve millî kimlikle hesaplaşanların Alevilerin tarihî acılarına sığınarak kendilerini onlara yakın göstermesi ve Alevilik üzerinden kendi siyasi projelerine meşruiyet devşirmesi kabul edilemez. Bir de sanatçı Sn. Sabahat Akkiraz bu değerlere sahip çıkınca da onu protesto edeceksiniz. Oysa asıl Hünkar'ın makamını bu zihniyetinize zemin olarak kullanmanız sorgulanmalı. Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin ölçüsü açıktır: “Bir dilden iki söz söyleme; kimseye mekr ü hile eyleme.” İmralı’da Aleviliği “uydurma” sayan anlayışa susup Hacıbektaş’ta Alevilik savunuculuğuna soyunmak, tam da bir dilden iki söz söylemektir.
- Aug 2, 20269.2x their median
PKK’yı silah bırakma noktasına getiren, Türkiye’nin kararlı ve sonuç olarak başarılı terörle mücadelesidir. Kahramanları da güvenlik görevlilerimiz, şehit ve gazilerimizdir. Terörsüz Türkiye de bu başarının tescilinin sahada ilanı olmalıdır. Bu hedef; etnik kimlik siyasetini yeniden üretmek, terör örgütünün yapısını ve kadrolarını başka biçimlerde korumak, siyasi güvence vermek, Türk milletini, millî kimliği, vatandaşlık ilkesini, millî devleti ve Türkçeyi tartışmaya açmak isteyenlerin taleplerine teslim edilmemeli, bunlarla yönlendirilmemelidir. Buna kapı aralayacak bir düzenlemeyle saptırılmamalı, saptıracak yeni siyasi projelere gerekçe yapılmamalıdır.
- Sep 20, 20268.8x their median
Fon Krizi: Zararı Vatandaşa Yüklemeden Güveni Yeniden Kurmak Türkiye’de yaşanan fon krizi 131 fon, yaklaşık 353 bin yatırımcı, 891 milyar TL’lik(18,3 milyar dolar) portföy büyüklüğünü kapsıyor. Şüphesiz bu fon krizinin maliyeti yalnız fonun batması değildir. Birinci ve en doğrudan zarar, fon yatırımcısının zararıdır. Yatırım fonlarında piyasa fiyatındaki düşüş normalde yatırımcının riskidir; Yatırımcı Tazmin Merkezi de piyasa fiyat hareketlerinden doğan zararları tazmin etmez. İkinci zarar zorunlu satış zararıdır. Bir hisse teorik olarak 100 TL değerinde olsa bile fon acilen nakit yaratmak zorundaysa ve yeterli alıcı yoksa 80’e, 70’e satabilir. Bu, normal piyasa zararı üzerine bir de likidite iskontosu bindirir. Üçüncü zarar teminat zincirinde ortaya çıkabilir: Fon satışı → hisse düşüşü → teminat erimesi → ek teminat çağrısı → yeni satış → daha fazla düşüş. Bu mekanizma fon dışındaki yatırımcıları, aracı kurumları ve kredili pozisyonları da etkileyebilir. Dördüncü zarar finansal kuruluşlara geçebilir. Fon veya yatırımcı kredili pozisyonlarını karşılayamazsa zarar aracı kuruma, bankaya veya diğer alacaklılara taşınabilir. Beşinci ve daha geniş zarar ise piyasa güvenidir. Sağlıklı şirketlerin hisseleri de satış baskısı altında kalabilir; yabancı yatırımcı risk primi yükseltebilir; şirketlerin sermaye maliyeti artabilir. Bu zararın ölçülmesi zordur ama ekonomi açısından bazen doğrudan fon zararından daha kalıcıdır. Elbette SPK’nın ifadesiyle sistemik riski oluşturanlardan hesap sorulmalı. Ancak asıl mesele şudur: Bu kadar riskli yapı nasıl bu kadar büyüdü, neden zamanında durdurulmadı ve şimdi faturayı kim ödeyecek? Merkez Bankası döviz satıyor. Likidite desteği veriliyor. Varlık Fonu’nun borsada alım yaptığı bildiriliyor. Bankalar tasfiye sürecine sokuluyor. Bunlar olağan piyasa şartları değildir. Yatırımcı risk aldıysa sonucunu taşır. Fon yöneticisi yanlış yaptıysa hesabını verir. Manipülasyon varsa sorumlusu bedelini öder. Ama kazanç özel, zarar kamusal hale gelmemelidir. Merkez Bankası rezervi de, kamu bankalarının sermayesi de, Varlık Fonu’nun varlıkları da sahipsiz para değildir. Milletin ortak kaynağıdır. Elbette sorunun başka fonlara, aracı kurumlara ve bankacılık sistemine bulaşmasını önlemek önemlidir. Bunun millete ağır bir maliyeti olur. Ancak kamu kurumlarının piyasa destek operasyonları da açık, sınırlı, geçici ve denetlenebilir olmalıdır. Çünkü piyasa güveni fiyatları yapay biçimde tutmakla değil, adil fiyat oluşumunu ve kurala dayalı denetimi sağlamakla kurulur. Kamu otoriteleri, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, bankalar, saklama kuruluşları ve diğer piyasa yapıcıları da paniği büyütecek davranışlardan, söylentiyi besleyen açıklamalardan ve kontrolsüz işlemlerden kaçınmalıdır. Sorunlu alan açık biçimde sınırlandırılmalı, sağlam kurumlarla sorunlu yapılar birbirinden net biçimde ayrılmalı; bilgi boşluğu bırakılmamalıdır. Ama gerçekler de örtülmemelidir. Fonların gerçek zararları şeffaf biçimde açıklanmalı; ilişkili taraf işlemleri ve çapraz sahiplikler ortaya çıkarılmalı; düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşma ve kaldıraç sınırları sertleştirilmeli; fon değerlemeleri bağımsız denetime tabi tutulmalı; olağan dışı fiyat hareketleri için gerçek zamanlı gözetim kurulmalı ve manipülasyon yapanlara caydırıcı mali ve cezai yaptırım uygulanmalıdır. Kamu kurumlarının piyasa destek operasyonları da açık, sınırlı ve denetlenebilir olmalıdır. Fon krizini oluşmasını sağlayan süreç sorgulanmalıdır. Riskler görünmüş müdür? Uyarıcı mekanizmalar işlemiş midir? Tedbirler zamanında alınmış mıdır? Neden alınmamıştır? 2025'in son çeyreğinde görülen riske karşı kurum bazında işlem ve düzenleyici kural değişikliği neden 2026 Eylül'üne kadar yapılmamıştır? Sonra da asıl soru şudur: Fonların gerçek zararı ne kadar, bu zarar kime ait, kim ödeyecek, ne kadarı yatırımcıda ve sorumlu özel aktörlerde kalacak, ne kadarı Merkez Bankası, kamu bankaları veya diğer kamu kurumları üzerinden topluma aktarılacak ve aynı düzenin yeniden kurulmasını engelleyecek nasıl bir süreç ve hangi kurallar getirilecek?
- Jul 27, 20267.3x their median
Yasa Meclis’ten Önce İmralı'da, sonra da Kandil’de mi Biçimleniyor? KCK/PKK elebaşı Mustafa Karasu, 26 Temmuz'da Medya Haber'e röportaj vermiş. "Taslağı gördükten sonra tutumumuzu açık ve net ortaya koyarız" demiş. Karasu, hazırlanmakta olduğu ileri sürülen yasa taslağının önce Öcalan’a götürüldüğünü, şimdi de Kandil’in değerlendirmesine sunulacağını ifade etmiş. Yasama iradesi, Meclis’e gelmeden İmralı ve Kandil’in ölçüsüne göre mi şekilleniyor? Karasu’ya göre Öcalan taslağı “eksik ama başlangıç” olarak değerlendirmiştir. Bu taslağın önce İmralı'ya gönderildiğini itiraf ediyor. Kandil de taslağı gördükten sonra tutum belirleyecektir. Böylece örgüt, hukuka tabi olan taraf değil; hukuku inceleyen, kavramları reddeden ve sonraki adımları belirleyen bir siyasi otorite gibi davranmaktadır. “Terör örgütü” denmesin talebi ne anlama geliyor? Karasu yasada “terör örgütü” ifadesine karşı çıkmış. PKK’nın kendisini feshettiğini söylemesi, geçmişte işlediği suçları ve hukuki niteliğini ortadan kaldırmaz. Bu ifadenin metinden çıkarılması, örgütün suç tarihini silmeye ve silahlı mücadeleyi sıradan bir siyasi faaliyet gibi göstermeye hizmet eder. Bu durumda tasfiye edilen terör değil, terörün adı olur. Örgüt feshedildiyse Kandil neden hâlâ karar veriyor? Karasu bir yandan “Örgütü feshettik” diyor, diğer yandan örgüt adına konuşuyor, yasa taslağı bekliyor ve ortak tutum açıklayacağını söylüyor. Bu çelişki, gerçek bir tasfiyeden çok örgütsel yapının başka bir biçimde korunmak istendiğini gösteriyor. İstenen örgütsel süreklilik Karasu, “örgütlenme özgürlüğünün tam olduğu” bir ortam talep ediyor. Ancak burada istenen yalnız bireysel siyaset hakkı değildir. PKK’nın kadrolarının, ideolojik disiplininin, Öcalan merkezli bağlılık düzeninin ve toplumsal örgüt ağının “demokratik siyaset” adı altında korunması istenmektedir. Demokratik örgütlenme özgürlüğü, terör örgütünün hiyerarşik yapısını başka adlarla sürdürme özgürlüğü değildir. Bu, ortak vatandaşlık içinde siyaset değil; devletin yanında ayrı önderliği, ayrı disiplini ve ayrı siyasi toplumu olan paralel bir örgütlenme riskidir. “Başlangıç yasası” yeni taleplerin habercisidir Karasu, Öcalan’ın taslağı “başlangıç” olarak gördüğünün aktarıyor. Bu ifade, çıkarılacak düzenlemenin son adım değil, yeni taleplerin ilk basamağı olarak görüldüğünü gösterir.
Ranked by total interactions across everything we have tracked for this account, which is a longer history than the 30-day window the rates above use. The multiple compares each post to this account's own median.
Buy or sell Twitter (X) accounts - escrow-protected
PlayerSells is an escrow marketplace for Twitter (X) accounts. Every deal is protected, with no middleman risk.
Reading these numbers
A typical post picks up 62 interactions against 815K followers, an engagement rate of 0.008%. Measured over 30 original posts, its engagement rate beats 30% of 20,444 tracked accounts of a similar size, which puts it in the middle of its size range rather than at either end. Posts are seen about 9.9K times each, and 0.632% of those impressions turn into an interaction. That is about 1.21% of the follower count, which is the gap between an audience on paper and an audience in a timeline. Posting runs at about 2.2 posts a day over the last 30 days, with activity on almost every day in the window. Most posts go out around 07:00 UTC, and Saturday is the busiest day of the week. Of the 30 posts sampled, 63% carry an image or video and 10% are part of a thread. The account's strongest tracked post pulled 2.6K interactions, about 42x its own typical post.
- What is Oktay Vural's engagement rate on X?
- Oktay Vural (@oktayvural) has an engagement rate of 0.008%, based on the median interactions across 30 original posts from the last 30 days against 814,645 followers. Replies, reposts and quote-posts of other people are excluded from that sample.
- Is that a good engagement rate?
- At 0.008%, Oktay Vural sits above the 10th percentile of the 205,582 accounts in this comparison. Those comparison accounts are all large ones, because our scanning cadence is weighted towards big accounts, so this is a ranking among peers of similar scale rather than a ranking across X.
- Does @oktayvural have real engagement?
- Its engagement rate beats 30% of the tracked X accounts closest to it in follower count (20,444 accounts), which puts it in the middle of its size range group. Ranking inside a size band matters because engagement rate falls as accounts grow, so a raw rate would mostly re-measure the follower count. It is a starting point for a look at follower quality, not a verdict on it.
- When does @oktayvural post?
- Most posts go out around 07:00 UTC, and Saturday is its busiest day, at roughly 2.23 posts per day across the measured window.